İstanbul FM 88.6 Radyonu Kaynağından Dinle

Tolstoy mu Dostoyevski mi

Klasik Rus edebiyatının dönemdaş iki dev ismi Tolstoy ve Dostoyevski, 19. yüzyıldan beri birbirleriyle kıyaslanmaktan kurtulamadı.

Klasik Rus edebiyatının dönemdaş iki dev ismi Tolstoy ve Dostoyevski, 19. yüzyıldan beri birbirleriyle kıyaslanmaktan kurtulamadı. Biz de ‘Tolstoy mu Dostoyevski mi?' sorusunu, Ahmet Altan, Ataol Behramoğlu, Gündüz Vassaf, Mario Levi ve Selim İleri'ye yönelttik.

Rus ve dünya edebiyatını derinden etkileyen 19. yüzyılın iki büyük yazarı Lev Tolstoy ile Fyodor Dostoyevski, yüzyıllardır birbirleriyle kıyaslanageldi. İlginçtir ki iki yazar, çağdaş olmaları ve aynı sosyal çevreyi paylaşmalarına rağmen ne bir kez olsun yüz yüze görüştü ne de birbirlerine tek satır mektup yazdı. Ancak hayatlarında hiç temas noktası oluşturmasalar da birbirlerinin eserlerini her zaman yakından takip ettiler.

Dostoyevski ‘Bir Yazarın Günlüğü' kitabında Tolstoy'un ‘deha' olduğunu ve ‘olağanüstü yüksek sanat' yaptığını vurgulayarak şu ifadelere yer verir: "Anna Karenina'nın yazarı gibi insanlar, toplumun öğretmenleridir, biz ise sadece onların öğrencileriyiz."

Tolstoy ise ‘Ölüler Evinden Anılar' kitabını okuduktan sonra Dostoyevski'yi Puşkin'den bile üstün tutarak, modern Rus edebiyatında Puşkin'in eserleri dahil, böylesine iyi bir kitap hiç okumadığını söyler.

Dostoyevski'nin ölüm haberini aldıktan sonra, Rus düşünür ve edebiyat eleştirmeni Nikolay Strahov'a yolladığı mektupta da şöyle yazar: "Onu bir kez olsun görmedim ve onunla hiç konuşmadım ama şimdi ölünce, birden anladım ki, Dostoyevski bana en yakın, en kıymetli, en gerekli insanmış…"

 

Her ne kadar aynı çağın yazarı iki isim, birbirlerinin sanatına böyle hakkaniyetli yaklaşmış olsalar da ‘Tolstoy mu Dostoyevski mi?' kıyaslaması, 19. yüzyıldan beri edebiyat çevreleri ve okurların en çok tartıştığı konular arasında yer alıyor.

Biz de sanatta kıyas ve anketin yetersiz, hatta belki de gereksiz olduğu gerçeğini kabul etsek de, yıllardır tartışılagelen bu soruyu Ahmet Altan, Ataol Behramoğlu, Gündüz Vassaf, Mario Levi ve Selim İleri'nin ‘Tolstoy mu Dostoyevski mi?' sorusuna yatını şöyle oldu:

 

AHMET ALTAN: Aslında edebiyat, içinde birçok farklı yazara yer veren, çok renkli bir nehir gibi akar. Edebiyatta ‘biri diğerinden daha iyi' gibi bakılmaz. Ama Dostoyevski ve Tolstoy çağdaş olduklarından ve iki ayrı anlayışı temsil ettiklerinden dolayı bu soru hep kaldı.

Ben Tolstoy'u tercih edenlerdenim. Tolstoy'un anlatımı bana, daha ‘hayatı kucaklayıcı' gelir. Tolstoy'un elleri o kadar iridir ki, hayat onun içinden akıyor gibi gözükür bana. Ayrıca Tolstoy'un yazı kuvvetinin de Dostoyevski'den daha fazla olduğunu düşünüyorum. Dostoyevski'nin yazı gücü çok fazla değil, ama ‘deliliğin sınırını geçip deliler dünyasına, aklın kara yanlarına gidip onları anlatan bir haberci' gibi gelir bana. Yani yazardan ziyade, insanlık tarihinde çok az insanın yapabildiği belki de Dostoyevski'den başkasının yapamadığı bir işi yapabilmiş biri olarak gözükür.

Benim için Tolstoy, yazar ve edebiyat olarak daha büyüktür, daha hayatı kapsayıcıdır. Dostoyevski hayatın daha dar bir kesimiyle ilişki kurmuşken, Tolstoy bütün toplumu olaylarıyla birlikte anlatabilen bir bakışa ve güce sahiptir.

Ayrıca edebiyatta bütün bunlar biraz da laftır, birini seversiniz birini sevmezsiniz, ben Tolstoy'u severim.

 

ATAOL BEHRAMOĞLU:Lev Tolstoy her zaman tercihimdir. Romanlarında gereksiz uzatmalar olmadığı için. Daha az didaktik olduğu için. Hem mülk sahibi çevreleri hem de köylüyü aynı başarıyla betimleyebildiği için. Dostoyevski'de hiç bulunmayan olağanüstü doğa betimleri için. Yer yer bilinç akımına yaklaşan anlatım özellikleri için.

Suç ve Ceza'yı, Karamazof Kardeşleri, Budala'yı bir daha okur muyum, bilmem. Fakat İvan İliç'in Ölümü'nü, Anna Karenina'yı, Savaş ve Barış'ı yine okuyabilirim. Tolstoy'un yapıtlarında genişleyen, derinleşen bir şey var. Dostoyevski ise hep kendi çevresinde dönüyor gibi.

Sonuç olarak ikisi de çok büyük yazarlar. Fakat Tolstoy'un açık, aydınlık, araştırıcı, canlı yaşamla dolu ruhu, bana Dostoyevski'nin huzursuz, asabi, patetik kimliğinden çok daha yakın.

 

GÜNDÜZ VASSAF: Bu, ilk düşündüğümde, ‘Aşklarından hangisini seçersin?' sorusu gibi veyahut da bir gözümü, öbür gözüme tercih etmem gibi. İkisi de hayata farklı dokunuş noktaları, onun için birini öbürüne tercih etmem mümkün değil. Tolstoy'a da aynı soruyu sormuşlar, ‘Ben böyle bir mukayese yapamam' demiş. Ama bu soru, kaç ülkede tartışıldı, hala da tartışılıyor yazarlar arasında. Bu soru hakkında kitaplar var. Ne mutlu ki Rusya'ya, böyle iki yazar anadillerinden onlara seslenmiş. Başka hangi ülke var ki dünyada, iki yazarını böyle tartışabiliyoruz.

Dostoyevski, psikolojik romancılığın başlangıcı, Tolstoy da efsanenin, Homeros'un devamı sayılır. Fakat bunlar bence yapay kategoriler. Ben ikisinde de insanı dolu dolu yaşıyorum. Tolstoy'da Dostoyevski'ye göre daha çok tarih ve genel bir kaleydoskop var. Tolstoy'da ‘her bireyin tarihi oluşturduğunu' yaşıyorsunuz; etrafımda kocaman bir tarih cereyan ediyor, fakat o kocaman tarihi ben de etkileyebiliyorum. Dostoyevski'de ise daha çok ‘ben'le ilgiliyim. Dostoyevski benim içimdeki çelişkili duyguları da yaşatabiliyor.

İki kitabım var; ‘Cehenneme Övgü' ve ‘Cennetin Dibi'. Bu kitapların adlarından yola çıkarsam, Dostoyevski ile ‘Cehenneme Övgü'yü yaşıyorum. Tolstoy'la da ‘Cennetin Dibi'ni. Tolstoy benim için sonsuz, derin bir okyanus, Dostoyevski gürül gürül akan bir şelale… 

Klasik bir soru vardır ya, "Issız adaya gitsen, hangi kitabı götürürsün?" diye. Issız adaya gitsem yanımda mutlaka Tolstoy'u götürürüm. Ama evde tek başımayken gece yarısı kitabım da Dostoyevski olur.

 

MARİO LEVİ: Benim kesin tercihim Dostoyevski'dir. Çünkü Dostoyevski'de insan karakterlerinin çok daha derinlemesine işlendiğine inanıyorum. Ayrıca şöyle bir ayırım yapıyorum, Nietzsche, ‘Tragedyanın Doğuşu' adlı kitabında iki zihin şekli olduğunu söylemişti; biri ‘Apollonian', öteki de ‘Dionysian' zihin. Apollonian olan bilgeliği, mantığı, aklı öne çıkarır; Dionysian olan ise duyguyu. Tolstoy ile Dostoyevski arasındaki fark bence burada anlam kazanıyor. Ben Tolstoy'u daha çok Apollonian, Dostoyevski'yi de Dionysian olarak görüyorum ve her zaman için tercihim duygular yönünde olmuştur.

Şöyle ilginç bir gözlemim de var: Dostoyevski ve Tolstoy'u Rusçadan okuma talihine sahip olan gerek Ruslar gerekse de Rus edebiyatı uzmanlarıyla görüştüğüm zaman, ilginç olarak onlar Tolstoy'un daha önemli bir yazar olduğunu söylediler. Yani Rusça bilenler açısından durum bu. Haliyle "Acaba Tolstoy Rus edebiyatı üzerinde daha önemli bir etki mi bıraktı?" sorusunu kendime de sormuyor değilim. Tolstoy, Rus edebiyatı içinde Dostoyevski'den daha önemli bir yazar olabilir ama benim tercihim her zaman Dostoyevski'dir.

Dostoyevski'yi sevmek daha zordur ama bir sevdiniz mi seversiniz. Ayrıca çekinerek bu ifadeyi kullanacağım ama ben Tolstoy'u Dostoyevski'den daha sıkıcı buluyorum. Dostoyevski beni alıp götürüyor, Tolstoy'u okurken ise zaman zaman çok sıkıldığımı hatırlatırım.

 

SELİM İLERİ: Benim yazarım muhakkak ki Dostoyevski'dir, ama Tolstoy da elbette Rus edebiyatının en büyük yazarlarından birisi. Başta Anna Karanina olmak üzere çok büyük bir zevkle okuduğum bazı kitapları var. Dostoyevski ise yaradılışıma daha yakın. Ondaki büyük merhamet duygusu, yazarlık yaşamımda bana daima kılavuz oldu. İç dünyaları Tolstoy'dan daha derinlemesine incelediği için 20. yüzyıl edebiyatına yol açan bir öncü yazar olduğunu düşünüyorum. Tabii, Tolstoy'un Anna Karanina'sı da başlı başına bir iç dünya çözümlemesi, İvan İliç'in Ölümü de aynı şekilde, ama Dostoyevski benim yaradılışıma her zaman daha yakın geldi. Kendi iç fırtınaları da bana çok etkileyici gelmiştir.

 

sputnik

 

 

Radyonu Kaynağından Dinle.

İSTANBUL FM

Sosyal Medya

Son haberler

Radyonu Kaynağından Dinle

Türkiye’nin en güçlü ve en büyük radyosu olan İstanbul FM 88.6 gençliğin radyosunu dinlemek artık çok kolay ! İstanbul FM mobil uygulamasını indirerek telefonunuzdan dinleyebileceğiniz İstanbul FM, aynı zamanda internette bir tık uzağınızda sizleri bekliyor. Radyo Dinlemenin en keyifli hali olan istanbulfm.com.tr de radyo dinleyebilir ve sevdiğiniz şarkıları sevdiklerinize armağan edebilir, canlı yayına mesajınızı bırakabilirsiniz. İstanbul FM internet sitesinde, Top 40 müzik listesine ulaşarak, en çok dinlenen en popüler ve güncel şarkı listesini bulabilirsiniz. Aynı zamanda sitede müzik haberleri, magazin haberleri ve güncel haberleri bulabilirsiniz. Türkçe müziğin kalbi olan İstanbul FM’de Türkçe pop müziğe doyacaksınız. İstanbul FM’de radyo dinlemek çok kolay ve bir o kadar da eğlenceli. Bizi dinlemek için arabanızda, evinizde, iş yerinizde radyonuzu açarak son ses Türkçe müzik dinleyebileceğiniz gibi, radyo bulamadığınız zamanlarda bilgisayarınızdan yada cep telefonunuzdan bizi canlı canlı dinleyerek, İstanbul FM’i hayatınıza dahil edebilirsiniz. Her gün sürpriz hediyelerin yer aldığı İstanbul FM'de radyo dinle ve kazan. Dinlerken kazan, dinlerken eğlen, gençliğin radyosu İstanbul FM’de buluşmak dileğiyle.